KADERİ NE DEĞİŞTİREBİLİR?

31 December 2025
17 görüntülenme

KADERİ NE DEĞİŞTİREBİLİR?

CEVAP

Kaderi değiştiren bir şey yoktur. Çünkü Rabbimiz şöyle buyurur: “Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.” (Hadid, 22)

“Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurur: İbn-i Abbas (r.a)  diyor ki: Ben bir gün Nebi (sav)’in terekesinde idim. Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ey evlatçığım! Sana bazı kelimeler öğreteceğim. Allah-u Teâlâ’yı muhafaza et ki, Allah da seni muhafaza etsin. Allah-u Teâlâ’yı muhafaza et ki, O’nu sana yönelmiş bulasın. İstediğin zaman yalnız Allah’tan iste. Yardım dileyeceğin zaman da yalnız Allah’tan yardım dile.

Bil ki! Eğer bütün ümmet sana fayda vermek için toplansa, Allah’ın senin için yazdığından başka sana fayda veremez. Ve eğer bütün ümmet sana zarar vermek için toplansa, Allah’ın senin için yazdığından başka sana zarar veremez. Kalemler kaldırıldı ve sayfalar kurudu.”(Tirmizi, sahih demiştir. 2516)

Mübarekfuri şöyle demiştir: hadiste “…Kalemler kaldırıldı ve sayfalar kurudu.” Levhi mahfuza takdir olunmuş şeyler yazılmıştır. Yazı yazıldıktan sonra hiçbir şey yazılmaz. (Tufetul Ahvezi, 7/186)

Kaderin yazılması iki çeşittir.

Birincisi: Hiçbir şekilde değişmeyendir ki bu levhi mahfuzdaki yazılı kaderdir. İkincisi: değişin kaderdir ki buda meleklerin ellerindeki kaderdir. Dolayısıyla meleklerin eline verilen en son kader, levhi mahfuzda var olan kaderin kendisidir.

İşte bu Allah tealanın şu buyruğunda yer alan anlamlardan bir tanesidir. “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.” (Ra’d, 39)

Buradan yola çıkarak sünneti seniyye de gelen “Sıla-i rahimin” eceli uzatması yahut rızkı fazlalaştırması” gibi şeyleri anlamak mümkün olur. Ya da duanın kaderi kazayı çevireceği gibi şeyler; Allaha teala her şeyi bildiği için falan kul “Sıla-i rahim” yapacak ya da “Dua edecek” dolayısıyla levhi mahfuza, o kulunun ecelini ve rızkını yazarken ona göre yazmıştır.

-İbni Teymiyye (r.a); “Rızık azalır, fazlalaşır mı? Rızık denilen şey; kulun yedikleri içtikleri yahut sahip olduklarımıdır? Diye soruldu…

Şöyle cevap verdi: Rızık iki çeşittir:

Birincisi: Allah teala’nın rızık olarak kuluna yazmış olduğu rızıktır, bu rızık hiçbir şekilde değişmez. İkincisi: kuluna yazmış olduğu ve meleklere bildirmiş olduğu rızık ki, işte bu rızık işlenilen sebeplere göre azalır ve fazlalaşır. Örneğin: Kul, “Sıla-i rahim” yapar ve bu kulun rızkı fazlalaşır.

Sahih bir hadiste sabit olduğu üzere Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın." (Buhari, Edeb 12

Enes b. Mâlik'ten rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: "Kim ki rızkının bereketlenmesi, bakıye-i ömrünün uzaması kendisini sevindirirse, o kimse sıla-i rahmetsin!" buyurduğunu işittim, demiştir. (Buhari)

Hadiste şöyle buyrulur: Allah Tealanın, Âdem’e(a.s) zürriyetini gösterdiğinde şöyle bir konuşma geçer:

"Ey Rabbim, bunlar nedir?" dedi. Rabb Teâla: "Bunlar senin zürriyetindir" dedi. Her insanın iki gözünün arasında ömrü yazılıydı. Aralarında biri hepsinden daha parlak, daha nurlu idi. Âdem(a.s): 

"Ey Rabbim! Bu kimdir?" dedi. Rabb Telâla: "Bu senin oğlun Dâvud'dur. Ben ona kırk yıllık ömür takdir ettim" dedi. Âdem aleyhisselam: "Ey Rabbim onun ömrünü uzat!" talebinde bulundu. Rabb Teâla: 

"Bu ona takdir edilmiş olandır!" deyince, Âdem: "Ey Rabbim, ben ona kendi ömrümden altmış senesini verdim" diye ısrar etti. Bunun üzerine Rabb Teâla: "Sen ve bu (talebin berabersiniz)." buyurdu. ... (Müslim, Zühd 60, 2996)

Aynı şekilde Ömer (r.a)’ın bu konuda şöyle bir duası vardır: “Allahım, şayet ismimi saidler (iyiler) defterine yazdıysan orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler (kötüler) defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü sen buyurdun ki, Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit kılar. Levhi mahfuz onun katındadır.” (Rad suresi, 30; Mecmuatul Ahzab, 1/597)

Hakeza Allah Teala Nuh (a.s)’dan bahsederken şöyle buyurur: “Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.” (Nuh, 3-4)

Bu konuda delil oldukça çoktur.

Rızkın gelmesine sebep olan şeylerin hepside yine Allah Teâlâ’nın takdiri ve yazmasıdır.

Şayet Rabbimiz, kulunu çalışmamış ve gayreti ile rızıklandırılacağını takdir etmişse, kuluna çalışma ve gayretli olma konusunda ilhamda bulunur. Nitekim Allah tealanın çalışmakla ve gayret etmekle kuluna takdir etmiş olduğu bu rızıkta ancak çalışmaksızın ve gayret etmeksizin olmaz bunun dışında Rabbimizin kuluna; çalışmak ve gayret etmeksizin takdir etmiş olduğu rızıkta vardır ki, bu da miras yoluyla gelen rızıktır.

Çalışmak ve rızık elde etmek iki çeşittir: Rızık kazanmak için kılınmış meslekler aracılığıyla rızık kazanmak. Örneğin: Ziraat, ticaret, üretim.  İkincisi: Dua, tevekkül, yaratılmışlara iyilik yapma vb şeyler. Bir kul, kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah teala’da kulunun yardımında olur.” (Mecmu’ Fetava, 8/540-541)

Paylaş: