SÜNNETTE ÖLÜYÜ DEFNEDERKEN NE SÖYLENİR?
Ölüyü kabre koyan kimsenin şöyle demesi sünnettir:
"Bismillahi ve alâ sünneti Rasûlillah -sallallahu aleyhi ve sellem- veya Bismillahi alâ milleti Rasûlillah -sallallahu aleyhi ve sellem-" (Allah'ın adıyla ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünneti üzere veya Allah'ın adıyla ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dîni üzere)
Bunun da sebebi, İbn-i Ömer'in -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet ettiği hadistir.
İbn-i Ömer -Allah ondan ve babasından râzı olsun- bu hadiste şöyle demiştir:
"Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ölüyü kabre koyduğu zaman şöyle derdi:
-Allah'ın adıyla ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünneti üzere." (Müslim)
Başka bir rivâyette Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
"Ölülerinizi kabirlere koyduğunuz zaman (defnederken) şöyle deyin:
-Allah'ın adıyla ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünneti üzere."
Başka bir rivâyette ise şöyle buyurmuştur:
"Ölülerinizi kabirlere koyduğunuz zaman (defnederken) şöyle deyin:
-Allah'ın adıyla ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dîni üzere." [1]
Ölüyü defnettikten sonra ölü için istiğfarda bulunmak ve (kabirdeki sorgu sırasında cevap verirken) ona sebât dilemek sünnettir.
Nitekim Osman b. Affan'ın -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste o şöyle demiştir:
"Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ölüyü defnettikten sonra kabrinin başında ayakta durur ve şöyle derdi: Kardeşiniz için Allah'tan bağışlanma isteyin ve (kabirdeki sorgu sırasında cevap verirken) onun için sebat dileyin. Zirâ o, şu an sorguya çekilmektedir." [2]
Hadiste geçen: "Kardeşiniz için istiğfarda bulunun!", yani: Allah'tan onun için mağfiret isteyin, demektir. Yani şöyle deyin: Allahım! Ona mağfiret eyle!
"Ona sebât dileyin", yani: Allah'tan onu iki meleğin sorusuna cevap verirken dilini sâbit kılsın, demektir. Yani şöyle deyin: Allahım! Onu sâbit söz (lâ ilâhe illallah) ile sâbit kıl.
"Zirâ o, şu an sorguya çekilmektedir", yani: şimdi ona Münker ve Nekir adında iki melek gelip soru soruyorlar. Bu sebeple şimdi onun istiğfara ve sebâta en muhtaç olduğu andır.
[1] Ebu Davud, hadis no: 3213. Tirmizî, hadis no: 1046. İbn-i Mâce, hadis no: 1550. Hâkim, hadis no: 1353. Elbânî, "Ahkâmu'l-Cenâiz", (s: 192)'de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.
[2] Ebu Davud, hadis no: 3221. Elbânî, "Ahkâmu'l-Cenâiz", (s: 198)'de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.