TORUNLARIN DEDELERİNİN MİRASI ÜZERİNDE HAKKI VAR MIDIR?
TORUNLARIN DEDELERİNİN MİRASI ÜZERİNDE HAKKI VAR MIDIR?
SORU: Bir kız çocuğu babasından önce vefat etmişse bu kızın çocuklarının şer-i olarak babalarından miras hakları var mıdır?
CEVAP
Torunlar ya erkek çocukların yâda kız çocukların evlatlarıdır.
Kız çocuklarının evlatları anneleri hayatta olsa da vefat etmiş olsa da dedelerinden miras almazlar.
Erkek evlatların çocuklarına gelince dedenin oğullarının olmaması şartıyla dedelerinden miras alabilirler. Evladın torunlarının dedelerinden miras alamaması önünde engel baba yâda amca olması arasında fark yoktur. Dedenin oğullarından bir tanesinin olması torunların miras almasına engel olur. Torunların babalarının hayatta olup olmaması da fark etmez. (Bkz: Et-Tahkikat El-merdıyye fi-l Mebahis El-Fardıyye, şeyh Salih El-Fevzan, S. 65/-125)
Vefat etmiş olan babanın mirasını torunun dedesinden miras alması şeriatta kesinlikle bilinmez, Bazılarının dediği gibi: “Babaları hayatta olsaydı zaten miras alacaktı” demekte asla doğru değildir.
Bir kişinin vefat etmesi neticesinde geride bırakmış olduğu mallar hayatta olan vereselere dağıtılır. O halde nasıl olurda dededen önce vefat etmiş babaya miras verilir! Tutalım babanın mirasını alalım torunlara verelim böyle şey olur mu? Bu büyük bir iftiradır.
Dedenin oğullarının olması sebebiyle miras alamayacak olan torunlar dedelerinin mirasından pay almaları şu iki yolla olabilir.
Birinci Yol: Dede vefat etmeden önce torununa malının üçte birini yahut daha azını vasiyet edebilir. Elbette bu durum dedenin malının çok olması durumunda söz konusu olur. Bu vasiyeti bazı âlimler vacip görmüşler birçoğu ise müstehap olarak görmüşlerdir.
Bunun delili ise Rabbimizin şu ayetidir: “Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru/vacip bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.” (Bakara, 180)-Şeyh İbni Useymin şöyle demiştir: Bu ayetten elde edilen hükümlerden bir tanesi de anne veya baba yâda akrabalardan çok mal bırakan kimselerin vasiyette bulunmasının vacip olduğudur. Çünkü ayette: ( كتب عليكم ) “Meşru/vacip kılınmıştır.” bu ayetin miras ayetleriyle neshedilip edilmemesi, tahsis edilip edilmediği, muhkem olup olmadığı konusunda âlimler arasında ihtilaf vardır. Bu konuda iki görüş vardır. Âlimlerin çoğu bu ayetin neshedildiğini söylemişlerdir.
Ancak bu konuda racih olan tahsisinin mümkün olması sebebiyle neshilmediğidir. Denilir ki: Rabbimizin şu ayeti: “…anaya, babaya ve yakın akrabaya…” yani anne ve baba yine yakın akrabalar mirastan payları olması sebebiyle kendilerine vasiyettte bulunulamaz. Çünkü kendilerine mirastan farz kılınmış bir payları vardır dolayısıyla bununla yetinirler. Bu yüzden ayrıca bir mal almaları için vasiyette bulunmak olmaz. Nitekim miras alacaklar ayetten çıkarıldıktan sonra ayet umumi üzere kalır.Yine ayetten elde edilen bir başka hüküm ise: Kişinin malından istediği miktarda vasiyet bırakabilmesidir. Ancak bilindiği üzere Saad bin Ebi Vakkas hadisiyle bu miktar takyit edilmiştir. Sa’d b. Ebî Vakkas’ı (r.a) ziyaret etmiştir. Sa’d b. Ebî Vakkas’ın (r.a) bir kız çocuğundan başka çocuğu yoktur. Bu yüzden o Peygamber’e (s.a.v), malının üçte ikisini yabancılara vasiyet etmek istediğini söylemiştir.
Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) Sa’d b. Ebî Vakkas’a malının ancak en fazla üçte birini vasiyet edebileceğini söylemiştir. Peygamber (s.a.v) bunun gerekçesini ise şöyle açıklamıştır: “Senin vârislerini zenginler olarak bırakman, onları insanlara muhtaç fakirler olarak bırakmandanhayırlıdır.” (Buhâri, “Vesâyâ” 2, 3; Müslim, “Vesâyâ”, 5) Bu olayı delil kabul eden İslam Hukukçuları, mûrisin vasiyet yoluyla malının ancak üçte birini yabancıya vasiyet edebileceği konusunda ittifak etmişlerdir. Ayetten elde edilen bir başka hüküm ise bir kişinin vasiyet etmesinin vacibiyeti malı çok olduğu zaman söz konusu olur. Malı az olan kimsenin vasiyette bulunması vacip değildir. Çünkü Rabbimiz şöyle buyurur: “…eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa…” buyurmuştur. Dolayısıyla miras alacaklar var ve vasiyet edecek olanın az bir malı varsa buna gerek yoktur. Zira hadiste: “Senin vârislerini zenginler olarak bırakman, onları insanlara muhtaç fakirler olarak bırakmandan daha hayırlıdır.” Buyrulmuştur. (Buhari- Müslim) (Bakara Suresi tefsiri, 2/306-307)
İkinci Yol: Amcaların kendi nasiplerinden toruna vermeleridir. Bu, ya amcaların vefat etmiş olan kardeşlerinin mirastan nasibi miktarınca vermesiyle olur ki, bu ise şeriatta aslı olmayan bir şeydir. Bazı devletlerde bu husus “Vacip vasiyet” diye bilinir. Yani aynı baba hayattaymış gibi torun dede’den kalan mirastan pay alır. Bu miktarın elbette malın üçte birinden fazla olmaması gerekir. Hatta vefat etmiş kız evladın evladı dahi anne aynı hayattaymış gibi toruna dedenin mirasından hak verilir. Dede vasiyet bırakmamış olsa dahi bazı devletlerde bu uygulama böylece uygulanır.Böyle bir uygulama elbette şeriata muhaliftir. Yerine getirilmemesi gereken bir uygulamadır. Çünkü böyle bir uygulamanın gerekliliği Allah Teâlâ ile birlikte kanun/hüküm koyma anlamı taşır. Allah Teâlâ’nın belirlemiş olduğu mirasçıların dışında insanlara miras verilmiş olur. Bazı kimseler bu görüş İbni Hazm’a nisbet etmişlerdir. Ancak bu İbni Hazm’a bir iftiradır. Çünkü İbni Hazım miras almayacak akrabalara vasiyet edilmesini vacip gören bir kimsedir. Bu ise amcayı, dayıyı ve bütün yakın akrabaları kapsar. Oysa yukarıda zikretmiş olduğumuz uygulamayı yapanlar bu kimselere miras’tan hak vermemektedirler. Bununla birlikte
İbni Hazım belli bir miktar yahut belli bir hak tayin etmemiştir. Oysa bu uygulama sahipleri annenin ve babanın hakkını vermekle uygulamayı icra etmektedirler. Yine İbni Hazım, “dede vasiyet bırakmışsa bu kimselere hak verilir” demiştir. Oysa bu uygulamayı yapan devletler ise dede vasiyet bıraksın bırakmasın torunlara miras’tan hak vermektedirler. Görüldüğü gibi bu görüşü (vefat etmiş olan erkek yahut kız olsun evladına yani toruna miras verme) İbni Hazım’a nispet edenler tamamen muhalefet etmişlerdir. Bu yüzden Hâkimlerin bu şekilde hüküm vermemeleri gerekir. Çünkü bu uygulamanın şeriata muhalif olduğunu bilmeleri gerekir. Zira böyle bir uygulamanın tatbiki neticesinde kendilerine mirastan mal verilmemesi gerekenlere mal vermektir.Bazı devletlerin uygulamış olduğu “Vacip vasiyet” diye bilinen uygulama Allah’ın hükümlerine şeriata aykırıdır bu yüzden birçok âlim buna karşı çıkmıştır.
Şeyh Abdullah bin Cibrin’e şöyle sorulmuştur: Bir baba babasından önce vefat etmişse torunlar dede’den miras alırlar mı?
Şöyle cevap vermişlerdir: Torunlar kız çocuğunun değil de erkek çocuğun çocuklarıdır. Bu çocuklarınbabası babasından önce vefat etmişse kendisinin erkek evlatları varsa, bu torunlar dedelerinden miras alamazlar. Çünkü oğul, oğulun oğlundan daha yakındır. Şayet dedenin oğulları bir tane bile yoksa kızları var ise torunlar, kızlar miraslarını aldıktan sonra geriye kalanı alırlar. Yine bir kişinin ne erkek ve ne de kız çocukları yok ise torunlar aynı evlatlar gibi miras alırlar. Erkek iki, kız bir hisse alır. (Mecellet El-Haras El-Vatani, adet,264)